The Two Escobars (2010)
Kolombiya’nın Karanlık ve Parlak Yılları
1980’lerin ve 1990’ların Kolombiyası, hem büyük bir ekonomik kriz hem de uyuşturucu kartellerinin yükselişiyle anılan bir dönemdi. Bu dönemde, iki önemli Escobar sahneye çıktı: Biri dünya çapında bilinen uyuşturucu baronu Pablo Escobar, diğeri ise Kolombiya futbolunun yıldız oyuncularından biri olan Andrés Escobar.
Bu iki ismin birbiriyle kan bağı olmamasına rağmen kaderleri iç içe geçmişti. Biri ülkenin en korkulan adamı, diğeri ise en sevilen futbolcularından biriydi. Ancak sonunda ikisi de şiddetin ve Kolombiya’nın kaotik yapısının kurbanı oldu.1. Bölüm: Pablo Escobar’ın Yükselişi ve Futbola Etkisi (1970'ler - 1980'ler)
Kolombiya’da 1970’lerin başlarında ortaya çıkan uyuşturucu ticareti, hızla ülkenin en büyük gelir kaynaklarından biri haline geldi. Medellín Karteli’nin başındaki Pablo Escobar, bu ticaretin baş aktörüydü. ABD’ye kokain kaçırarak milyarlarca dolar kazandı ve Forbes dergisine göre 1989’da dünyanın en zengin 7. kişisi oldu.
Ancak Escobar, parayı yalnızca servet biriktirmek için kullanmadı. Aynı zamanda halkın desteğini kazanmak için Kolombiya’da büyük yatırımlar yaptı:
Fakir mahallelere okullar, hastaneler ve konutlar inşa etti.
Halkın gözünde bir kahraman haline geldi.
Futbola büyük yatırımlar yaptı.
Escobar, futbolun Kolombiya halkı için ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Futbol kulüplerini satın alarak kara para aklama işini genişletti. Atlético Nacional, bu yatırımlardan en çok faydalanan kulüp oldu. Escobar’ın parasıyla takım dünya çapında büyük bir başarı yakaladı ve 1989’da Copa Libertadores’i kazanan ilk Kolombiya kulübü oldu.
Ancak bu başarı sadece futbol yeteneğinden kaynaklanmıyordu. Escobar’ın karteli hakemleri tehdit ediyor, rakip takımları baskı altına alıyor ve hatta oyunculara rüşvet veriyordu. Kolombiya futbolu, uyuşturucu ticaretiyle dolaylı yoldan yönetiliyordu.
2. Bölüm: Andrés Escobar’ın Yıldızı Parlıyor
Bu dönemde, futbol dünyasında adını duyuran başka bir Escobar vardı: Andrés Escobar.
1987’de Atlético Nacional’e katıldı ve takımın en önemli defans oyuncularından biri oldu.
Dürüstlüğü ve sahadaki sportmenliği ile tanındı.
Kolombiya’nın yükselen futbol yıldızlarından biri haline geldi.
Andrés, Pablo Escobar ile aynı şehirde büyümüş olmasına rağmen, tamamen farklı bir yol seçmişti. O, temiz futbolu ve centilmenliği savunan biriydi. Ne yazık ki, futbolun içinde uyuşturucu baronlarının etkisini tamamen görmezden gelmek mümkün değildi.
3. Bölüm: 1994 Dünya Kupası ve Andrés Escobar’ın Trajedisi
Kolombiya, 1994 FIFA Dünya Kupası'na büyük umutlarla katıldı. Eleme aşamalarında Arjantin’i 5-0 gibi tarihi bir skorla yenerek büyük sükse yapmışlardı. Dünya Kupası’na favori olarak girdiler.
Ancak takımın üzerindeki baskı büyüktü. Çünkü, karteller ve bahis çeteleri Kolombiya’nın kazanmasını bekliyordu. Kaybetmeleri halinde oyuncuların hayatı tehlikeye girebilirdi.
Kolombiya’nın turnuvadaki en önemli maçı, 22 Haziran 1994’te ABD’ye karşı oynadıkları karşılaşmaydı. Bu maçta Andrés Escobar, tamamen talihsiz bir anın kurbanı oldu. Rakibin ortasına müdahale etmek isterken topu yanlışlıkla kendi ağlarına gönderdi. Kolombiya maçı 2-1 kaybetti ve gruplardan çıkamadan elendi.
Bu, Kolombiya’daki suç örgütleri için büyük bir hayal kırıklığıydı. Uyuşturucu baronları ve bahis çeteleri büyük miktarda para kaybetmişti.
4. Bölüm: Andrés Escobar’ın Katli
Dünya Kupası’nın ardından, Andrés Escobar ülkesine geri döndü. Arkadaşları onu bir süre ortadan kaybolması konusunda uyardı, ancak o Kolombiya’da kalıp halkına destek olmayı seçti.
1 Temmuz 1994 gecesi, Medellín’de bir barda arkadaşlarıyla dışarıdaydı. Barda, uyuşturucu kartellerine bağlı olduğu düşünülen bazı adamlarla tartıştı.
O gece, barın çıkışında bir grup adam ona yaklaştı ve 6 el ateş etti.
Her kurşun sıkıldığında, "Gooool!" diye bağırdıkları iddia edildi.
26 yaşındaki Andrés Escobar, olay yerinde hayatını kaybetti.
Cinayetin bahis çeteleriyle bağlantılı olduğu öne sürüldü.
Escobar’ın ölüm haberi tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Cenazesine 120.000’den fazla kişi katıldı.
5. Bölüm: Pablo Escobar’ın Sonu
Bu trajik olaydan birkaç yıl önce, Pablo Escobar’ın da Kolombiya hükümeti ve ABD tarafından hedef alındığı biliniyordu. Medellín Karteli’nin gücü giderek azalmıştı ve Escobar, artık saklanmak zorundaydı.
2 Aralık 1993’te, Kolombiya özel birlikleri tarafından Medellín’de saklandığı evde kıstırıldı. Çatışma sırasında bir çatının üzerinde kaçmaya çalışırken vurularak öldürüldü.
Kolombiya, hem en büyük uyuşturucu baronunu hem de en büyük futbol yıldızlarından birini kaybetmişti.
Sonuç ve Belgeselin Mesajı
Belgesel, Kolombiya’nın o yıllarda nasıl futbol, suç ve şiddet sarmalına düştüğünü çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
Pablo Escobar, uyuşturucu ticareti ve futbol arasında köprü kurarak hem ülkeye büyük katkılar sağlamış hem de büyük zararlar vermişti.
Andrés Escobar ise futbolun temiz yüzüydü, ancak ülkesinin karanlık gerçeklerinden kaçamadı.
Belgesel, sporu ve siyaseti birbirine karıştırmanın ne gibi trajedilere yol açabileceğini gösteren en güçlü yapımlardan biri olarak kabul ediliyor.
İlginç Gerçekler ve Bilinmeyen Yönler
Pablo Escobar'ın Futbola Etkisi:
Escobar, uyuşturucu gelirlerini futbol kulüplerine yatırarak hem halkın sevgisini kazandı hem de parasını akladı. Bu durum, Kolombiya futbolunun uluslararası arenada yükselmesine yardımcı oldu.
Belgeselin Yapım Süreci:
Yönetmenler Jeff ve Michael Zimbalist, belgeseli oluştururken hem Escobar ailesiyle hem de dönemin futbolcuları ve gazetecileriyle röportajlar gerçekleştirdi. Bu sayede, belgesel derinlemesine bir bakış açısı sunuyor.
Belgeselin Aldığı Ödüller:
"The Two Escobars", eleştirmenler tarafından övgüyle karşılandı ve birçok film festivalinde gösterildi.
Futbolcuların Tehlikeli Ortamı:
Belgesel, Kolombiya'da futbolcuların nasıl bir baskı altında oynadıklarını ve hataların nasıl ölümcül sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor.
Pablo Escobar'ın Çelişkili İmajı:
Escobar, bir yandan acımasız bir suç lideri olarak tanınırken, diğer yandan yoksul halka yardım eden biri olarak görülüyordu. Bu ikilem, Kolombiya toplumunda karmaşık duygulara yol açtı.
Pablo Escobar, futbolcuları evine davet eder ve onlarla özel maçlar yapardı.
1994 Dünya Kupası’ndan sonra Kolombiya futbolu büyük bir düşüş yaşadı.
Andrés Escobar’ın katili Humberto Muñoz Castro, sadece 11 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı.
Bu belgesel, futbolun nasıl bir ülkenin kaderini belirleyebileceğini ve sporun her zaman sadece bir oyun olmadığını gösteriyor.