Mystic River (2003)

Film; Amerika’da bir kasabada, isimleri Jimmy, Sean ve Dave olan üç çocuğun hikayesini konu alıyor. Sokakta kendi kendilerine oyun oynayan çocukların topunun kanalizasyona kaçmasıyla canları sıkılıyor ve yapacak başka bir şey arıyorlar.

Bu sırada grubun bıçkın çocuğu Jimmy, belediyenin henüz yeni çimento döktüğü kaldırıma, bir tahta parçasıyla ismini yazıyor ve arkadaşlıklarının sonsuza kadar sembolleşmesi adına diğerlerinden de bunu talep ediyor. Sean sorun çıkarmadan adını yazdıktan sonra sıra Dave’e geliyor. Dave henüz adının yarısını yazabilmişken, afili bir arabadan takım elbiseli bir adam inip çocuklara kızmaya başlıyor.

Polis olduğunu iddia eden adam çocukları azarladıktan sonra nerede oturduklarını soruyor. Olayın yaşandığı sokakta oturan Jimmy ve Sean kendilerini kurtarıyor. Dave ise başka bir sokakta oturduğunu söylüyor. Bunu duyan ‘‘polis’’ onu arabayla evine götürüp annesiyle konuşmak istediğini söylüyor.

Arabaya binip binmeme konusunda korku içinde olan Dave, sonuç olarak arabaya biniyor ve parmağında haç işaretli bir yüzük olan başka bir adamın ona olan iğrenç sırıtışıyla karşı karşıya kalıyor. Arabanın kapısı kapanıyor ve Dave arkasına bakarak götürülüyor. Gözlerindeki çaresizlik ve sessiz yardım çığlığı yürek burkan cinsten.

Jimmy ve Sean büyüklerine bu olayı anlatınca bir terslik olduğu anlaşılıyor. 4 gün boyunca tecavüze uğrayan Dave, kendi kendine kaçıyor ve bulunuyor. Yaşadığı olay sonrasında arkadaşlarıyla bağları neredeyse kopuyor.

Bu noktaya kadar hikayeye giriş kısmında yaşananları özetledik. Dikkat çeken detaylara değinmeden geçmeyelim.

Çocukların giyim tarzı karakterleriyle ve gelecekte dönüşecekleri kişiyle doğrudan bağlantılı şekilde düşünülmüş. Salaş ve dağınık bir tarzla Dave, gömlek üzerine kazak giyen özenli ve nizami Sean, siyah deri ceketli asi çocuk Jimmy.

Jimmy’nin tavırlarındaki sertlik ve dik başlılık her hareketinde belli oluyor. Dave’in ise Jimmy’nin tekliflerine karşı verdiği cevaplar, söz dinleyen, uslu ve daha pasif bir çocuk olduğunu gösterir nitelikte. Jimmy tarafından gelen uçuk tekliflere hep temkinli yaklaşması ve ailesinin bu konu hakkında ne diyeceğini önemsemesi bunu açıkça ortaya koyuyor. Sean ise çoğunlukla sessizliğini koruyor. Bu veriler ışığında tahmin edebiliyoruz ki; eğer başka sokakta oturan Jimmy olsaydı, gerçekten de o arabaya sessizce binmezdi.

Haç yüzüklü adamın oraya konması, kiliselerde taciz ve tecavüze uğrayan sayısız çocuğun varlığına güçlü bir gönderme olarak konulmuş. O yüzüğü görür görmez işlerin ne noktaya gideceğini hepimiz tahmin edebiliyoruz. Din adı altında insanlara ve özellikle küçük çocuklara yapılan istismarın bu kadar ayyuka çıkmış olması, akıllara bu kötü düşüncelerin geliyor olması çok acı bir durum.

Bu tip bir travmadan sonra, travmayı yaşayan insanın ilk yapmak isteyeceği şey olayı hatırlatacak her şeyden kaçmak ve bunu unutmaya çalışmak olur. Hikayede adı geçen herkesin, kasabadan bir başkasıyla ya akrabalığı ya da bir yerden tanışıklığı olduğu, aslında ne kadar içe kapanık bir toplulukta yaşadıklarını gösteriyor. Genç Dave’in başına ne gelirse gelsin, o ortamdan uzaklaşamaması ve travmalarını yaşadığı mahallede yaşamını sürdürmeye çalışması, iyileşmesinin de önünde çok büyük bir engel teşkil ediyor.

Elbette travmalarıyla yaşamayı biraz da olsun öğrenmiş olacak ki gelecekte evlendiğini ve bir çocuğu olduğunu görüyoruz. Bu noktaya kadar onun karakterine dair başka bir ipucumuz yok.

Sean Penn (Jimmy), kızının cesedinin bulunduğunu anladıktan sonra o ana kadar olan havalı ve sakin görüntüsünü daha fazla koruyamıyor ve acılar içinde feryat etmeye başlıyor.

Filmdeki oyunculuklara da bu sahne vesilesiyle değinmek gerek; başrollerimiz rollerinin hakkını fazlasıyla veriyor ve sizi her an filmin içinde tutuyor.

Yıllar sonra iki arkadaş yeniden oturup sohbet etmeye başlıyor. Bunu; sohbetin ardından Dave’in eşine söylediklerinden anlayabiliyoruz. Yaşanan o tecavüz olayından sonra arkadaş grubundaki herkes travmatize olmuş ve olayın etkileri bunca yıl devam etmiş. Arkadaşlar birbirlerinden muhtemelen yıllar boyunca uzak durmuş çünkü söylediğim gibi bu durumlarda insanlar hatırlatıcılardan uzaklaşmak ister. Jimmy yıllar sonra kendi adına daha ağır bir travma yaşadığında eski travmasının etkileri zayıflıyor ve Dave ile gerçek bir iletişim kurabiliyor.

Sahnede henüz Jimmy’nin kızını kimin öldürdüğünü bilmiyoruz fakat yönetmen kurduğu ağ ile bizi Dave’den şüphelendirtmiş durumda. Bu şüphelere rağmen Dave çok doğal ve hiç suçluluk duygusu olmadan Jimmy ile konuşmasına devam ediyor. Jimmy özellikle çok acı verici cümleler kuruyor. O an Dave’den şüphelendiğimiz için bu cümlelerin muhatabının belki de kızının katili oluyor ihtimali izleyici olarak bizlere inanılmaz bir rahatsızlık hissi veriyor.

Sean, o gece Jimmy’nin kızını son görenlerden biri Dave olduğu için onun bilgilerine başvurmak istiyor. Çavuş Whitey ile Dave arasında herhangi bir tanışıklık olmadığı için prosedürleri uygulama konusunda bir çekincesi yok. Fakat Sean, arkadaşının başına daha önce gelen nahoş durumu anlatmış olacak ki evine 2 polis göndermek yerine kendileri gidiyorlar. 2 polisin gönderilmesi geçmiş travmalarını hatırlatacağı için bu konuda hassasiyet göstermeleri Dave’den aslında şüphelenmediklerinin de kanıtı. Çünkü ilerleyen zamanlarda görüyoruz ki şüpheler Dave üzerinde yoğunlaşıyor. O noktada Whitey hiçbir şeyi umursamadan 2 polis memuru gönderip Dave’i evinden aldırıyor.

Bu ince detay da Sean’ın bu hatırayı taşımaya devam ettiğini bizlere gösteriyor.

Bir yandan da Jimmy, tekinsiz akrabalarına bu konunun takipçisi olmalarını emrediyor. Kendi adaletini sağlama arayışı içerisine girmiş durumda. Jimmy’nin mahalle üzerinde ne kadar etkili bir insan olduğunu, muhittekileri adamlarını göndererek sorgulatabilecek güçte olduğunu görüyor, ona karşı çıkan daha kimse olmadığını biliyoruz. Bu da ondan mahallede ondan daha güçlü bir insanın olmadığının bize aktarımı.

Akrabalar Dave’in evinden 2 polisle yeniden alındığı bilgisini verdikten sonra şüpheler Dave’e yoğunlaşıyor. Bunun üzerine Jimmy direkt olarak buna inanmak istemediği için önce Dave’in karısı Celeste’e ziyarete gidiyor. Celeste ise yaşananları anlatıyor ve evden taşındığını söylüyor. Jimmy yine de emin olmak için böyle bir zalimliği Dave’in yapıp yapmayacağını soruyor. Celeste Dave’e , biraz da Dave yüzünden güvenemiyor ve yapabileceğini söylüyor. O noktada ipler Jimmy için kopuyor.

Bu bölümlerde, karakterlerin yıllardır bastırdıkları duyguları, geçmişin izleri ve karşılıklı suçlamalar üzerinden gün yüzüne çıkıyor. Ancak bu son bölümler, karakterlerin yaşadığı adalet ve vicdan çatışmasının tam anlamıyla çözülemediği, acı ve pişmanlık dolu bir sona sürükleniyor.

Jimmy'nin, Katie'nin ölümünden sorumlu tuttuğu Dave’e karşı olan sorgulaması ve nihayetinde verdiği karar, izleyiciye yoğun bir içsel çatışma yaşatıyor. Jimmy, adalet arayışında, aslında kendi çocukluk travmaları ve kaybettiği kızının acısıyla, adeta öfkesini bir intikam dürtüsüne dönüştürmüş durumda. Ancak bu noktada film, adalet ve intikam arasındaki sınırın bulanıklaştığını ustaca gösteriyor. Jimmy’nin kendi acısına teslim olup Dave’i öldürmesi, ona hiçbir tatmin getirmiyor, aksine büyük bir pişmanlık bırakıyor. Bu durum, Dave’in suçsuz olduğu ortaya çıktığında daha da çarpıcı hale geliyor.

Son dakikalarda ise Sean karakterinin Katie'nin gerçek katillerini bulması, tüm gizemi aydınlatıyor. Ancak filmin izleyiciye sunduğu cevaplar tatmin edici olmaktan uzak; adalet yerini bulmuş gibi görünse de gerçek suçluların yakalanması, kayıpların yarattığı boşluğu doldurmuyor. Jimmy'nin sonunda pişmanlık ve suçlulukla baş başa kalışı, izleyiciye adaletin ne denli karmaşık olabileceğini gösteriyor. Hayatı boyunca Dave'in travmalarının altında ezilen ve bu yüzden yanlış bir ölümle karşılaşan bir adamın ardından, adalet sağlanmış gibi görünse de bu sonuç, yalnızca daha derin bir trajediyi doğuruyor.

Adaletin kişisel acılarla birleştiğinde nasıl kontrol edilemez bir hale geldiğini gözler önüne seriyor. Film, izleyiciye etkileyici bir duygusal ve ahlaki sorgulama yaşatırken, finaliyle zihinlerde cevapsız sorular ve hüzünlü bir boşluk bırakıyor. Bu son, izleyiciyi düşündürürken, hikayenin ağır yükünü bir süre daha hissettirmeyi başarıyor.

Önceki
Önceki

Zodiac

Sonraki
Sonraki

Erşan Kuneri 2. Sezon İncelemesi